Sürdürülebilirlik, Tüm Şirketin Gündeminde Olmalı.

“Yeşil Büyüme’nin podcast serisi Kurumsal Sürdürülebilirlik Mümkün #22 | Sürdürülebilirlik Raporlamasında Yönetişim ve Organizasyon bölümünden çıkan bazı sonuçları ekledik ve siz değerli üyelerimizle paylaşmak istedik.”

Sürdürülebilirlik Raporlarında Yönetişim ve Organizasyon Yapısı: Toyota ve Tüpraş Örneği

Şirketlerin sürdürülebilirlik raporları genellikle çevresel veriler, sosyal sorumluluk uygulamaları ve performans göstergeleriyle öne çıkar. Ancak bu raporların belki de en kritik bölümlerinden biri, çoğu zaman göz ardı edilen yönetişim ve organizasyon yapısıdır. Çünkü bir şirketin “biz sürdürülebiliriz” demesi tek başına yeterli değildir; önemli olan bu iddianın arkasında nasıl bir mekanizma olduğudur.

İşte tam da bu nedenle Toyota ve Tüpraş gibi güçlü oyuncuların sürdürülebilirlik raporları, bize bu konuyu daha iyi anlamamız için değerli örnekler sunuyor.

Neden Yönetişim Yapısı Kritik?

Sağlam ve şeffaf bir yönetişim modeli, şirketlerin büyük stratejileri nasıl hayata geçirdiğini gösterir. Bu yapı sadece raporun inandırıcılığını artırmakla kalmaz, aynı zamanda paydaş güvenini de güçlendirir. Özellikle yeni raporlama standartları (GRI, TSRS ve Avrupa’dan ESRS) şirketlerden bu konuda daha yüksek şeffaflık bekliyor.

Toyota: Stratejik Perspektifli Bir Komite

Toyota, sürdürülebilirlik raporlarında GRI ve IFRS entegre raporlama çerçevelerini kullandığını açıkça belirtiyor. Bunun yanı sıra merkezi bir Sürdürülebilirlik Komitesi oluşturmuş durumda.

Bu komitenin dikkat çekici özellikleri:

  • Çok disiplinli katılım: Yönetim kurulu başkanından genel müdürlere, insan kaynaklarından çevre yöneticilerine kadar geniş bir ekip görev alıyor.
  • Dış uzmanlar: Komitede sadece şirket içinden değil, dışarıdan uzmanların da bulunması şeffaflık ve tarafsızlık açısından önemli bir değer katıyor.
  • Görev tanımı: Komite yılda bir kez toplanıyor, ancak yalnızca mevcut planları onaylamakla kalmıyor. Paydaş beklentileri, küresel trendler ve sosyal gelişmeleri de değerlendirerek şirketin uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisini güncelliyor.

Toyota’nın yaklaşımı bize şunu gösteriyor: Sürdürülebilirlik yalnızca çevre departmanının işi değil, tüm şirketin ortak meselesi.

Tüpraş: Yönetim Kurulu Odaklı Model

Türkiye’nin enerji devi Tüpraş ise farklı bir organizasyon modeli tercih ediyor. Burada konu doğrudan yönetim kurulu tarafından gözetiliyor.

Bu yaklaşımın önemi özellikle Avrupa’nın ESRS standartlarında karşımıza çıkıyor. ESRS açıkça, sürdürülebilirlik konularında yönetim kurullarının aktif bir gözetim rolü üstlenmesi gerektiğini söylüyor. Tüpraş’ın yapısı, bu beklentiyle tam uyumlu görünüyor.

Yani Toyota daha çok stratejik komite üzerinden ilerlerken, Tüpraş doğrudan tepe yönetim sahiplenmesi ile süreci yönlendiriyor.

Sonuç: “Laf Değil, İcraat Mekanizması”

Bir sürdürülebilirlik raporunun en kritik göstergesi, vaatlerin arkasındaki yönetim yapısıdır. Toyota örneği bize stratejik katılımcılığın önemini, Tüpraş ise üst yönetim sahiplenmesinin değerini gösteriyor.

Her iki yaklaşımın da ortak mesajı şu: Sürdürülebilirlik, tüm şirketin gündeminde olmalı.

Yeni standartlarla birlikte, yönetişim ve organizasyon yapısı raporların en teknik görünen ama en hayati bölümlerinden biri olmaya devam edecek.